Amsterdam Kahve Festivali – 2017

10-12 Mart arası Amsterdam kahve festivalinde, 3 gün de bulunma fırsatım oldu. Nisan ayındaki, Londra’daki festivale de gidince, festivalle ilgili izlenimlerimi yazmak istedim.

Öncelikle festivalin yapıldığı alandan bahsetmek istiyorum. Burası eskiden endüstriyel alan olarak kullanılmış, gaz fabrikası, adıysa Westergasfabriek. Şimdilerde ise, hem devletin burayı canlandırma teşviği, hem de merkeze yakın oluşuyla, bir eğlence alanı. Burada lunapark gibi işleyen bir alan, ünlü nitelikli kahve kavurucularından Espressofabriek ve diğer ‘craft’ dükkanlara ev sahipliği yapıyor. Ayrıca Amsterdam Kahve Festivali dışında farklı kültürel aktivitelere de ev sahipliği yapıyor.

Festivalin ilk günü, ‘industry day’ yani endüstri günü. Bu günde, istenilen şey, sektördeki insanların buluşup, muhtemel iş olanaklarını konuşması, ya da varsa yeni ürünlerini, ‘gerçek’ müşterilerine sunması. Ayrıca kafe açmak isteyen yatırımcıları, kavurucu arayan kafeleri, ekipman arayanları da memnun etmek üzerine kurulu. Nitekim göreceli olarak da az ziyaretçi var ve nispeten rahat bir gün geçirmenizi sağlıyor.

Diğer günler ise ‘public’ yani halka açık gün. Bu günlerde de, son kullanıcıların gelip eğlenmesi, vakit geçirmesi amaçlanmış. Tabi bunun yanı sıra iş yapmak isteyen şirket sahipleri de uğrayabilir ancak hem ortam hem de vakit ve ilgi itibariyle ilk gün gibi olmayacaktır.

Festivalde ilgimi çeken şeyler, ilk Dutch el değirmeni ile kahve öğütme yarışmasıydı. 30 gram kahveyi, el değirmeni ile en hızlı öğütene, el değirmeni hediye edildi. İlginç, komik ve heyecanlı bir yarışmanın sonunda, 25 saniye gibi bir süre ile birinci olan kişi, 200 euroluk el değirmenini kaptı.

Diğeri ise, cupping’lerdi. Burada yeni hasat ürünleri deneme şansı buldum. Bir kaç farklı tedarikçinin getirdiği hasatlar hem çok taze hem çok özeldi. Güzel bir detay oldu ve yeni gelecek kahveler hakkında bir fikir verdi.

Festivalde 2 ayrı sahnede, 2 ayrı yarışma vardı. Bunlardan ilki, festivalin yayıldığı 2 yapının girişte olanı, SCA Dutch Finalleri idi. Barista, Brewer’s cup, Latte Art ve Cup Tasting yarışmalarının finalleri düzenlendi. Finaller diyorum çünkü Hollanda’da format birazcık farklı. Aralık, Ocak ayı gibi ön elemeler yapılıyor. Sonrasında ilk 6 sıradaki yarışmacılar, 2 3 aylık aranın ardından finalde yarışıyor. Bu sahne, ana binanın görünür bir kısmında yapılıyor ve dev ekranla standlardaki herkesin de izleyebilmesi sağlanıyor. Düzenleniş açısından oldukça profesyonel bir hava var. Arka sahne ve diğer şeyleri görmediğim için, sadece izleyici olarak yorum yapabiliyorum ancak bu açıdan bana çok profesyonel bir ekip işi izlenimi verdi. Umarım bizim yarışmalarımız da ileride bu seviyede olabilir.

Diğer yarışma, Coffee Mixologist. Burada 2 yarışmacıdan oluşan ekipler, kahve ve alkol ile beraber bir kokteyl hazırlayıp, yarışmaya katılıyorlar. Ancak tabi ki yarışma sadece bundan ibaret değil. Bilmedikleri içeriklerle anlık üretecekleri karışım ve kokteyller, farklı disiplinler yarışmanın asıl tarafı. Oldukça ilgi çeken bir yarışma ve gerçekten yaratıcı kokteyller vardı.

Bir diğer yarışma ise Aeropress yarışması. Bu yarışma festival kapsamında değildi ancak, festivalin 2. gününün akşamı, 2 yan binada yapıldı. Bizdekinin aksine, elenen yarışmacılarının sanırım hiç birisi yarışmayı terk etmedi ve sonuna kadar izledi. Öyle ki, ilk turda elenen bir kişi, yarışmayı kazanan kişiyi sırtına alıp gezdirdi.

Dikkatimi çeken bir diğer şeyse, cold brew üzerine kurulu bir kaç farklı şirketin olmasıydı. Yani sadece cold brew yapıp satan firmalar. Özellikle son dönemlerde çok popüler olan bu yöntemle, yüksek hacimde üretip hem kafeleri hem de marketleri beslemeyi amaçlıyorlar. Şahsen cold brew sevmiyorum ve bu yüzden çok fazla denemedim. Bir yorum yapmam doğru olmaz.

Genel olarak festival, hem endüstrinin iş yapabileceği, hem de son kullanıcıların gelip farklı ülke kavurucularının kahvelerini deneyebileceği, kahve yan ürünlerini, ekipmanlarını görüp satın alabileceği, ailece bir kaç saatini güzelce geçirebileceği şekilde düzenlenmiş, standlar dip dibe yapılmamış, gelen kalabalığa güzel bir alan bırakılmış ve herkesin rahat şekilde vakit geçirip gezmesini amaçlamış ve buna göre dizayn edilmiş. Yani yarım gün, en fazla 1 tam gün, yapmak istediğiniz her şey için yeterli. Katılımcılar da bunun bilincinde. Bu yüzden beğendiğim ve eğlendiğim, iş olanakları da olan güzel bir festivaldi.

Bir sonraki durak, Londra Kahve Festivali!

0.

    Bir Cevap Yazın